Arşiv

Mesleki


Ülkemizde önemi, son yıllarda gündeme oturan “kara paranın aklanmasının önlenmesi” ve “terörizmin finansmanının önlenmesi” haberleriyle yeni yeni kavranan bir meslek olan mevzuata uyum (compliance), aslında dünyada en rağbet gören mesleklerden biridir. Finansal kuruluşlar başta olmak üzere düzenlemeye ve denetime tabi kuruluşların, tabii oldukları mevzuata ne derece uyduklarını kontrol eden ve bu kuruluşların tüm operasyonlarıyla ilgili mevzuata uyumu sağlamaya çalışan uyum görevlileri, günümüzde başta finansal kuruluşlardan sağlık sektörüne, perakendeden enerji kuruluşlarına giderek daha da önem kazanmaktadır. Kariyerine finansal kuruluşların uyum birimlerinde yön vermiş biri olarak, kariyer hedefleri konusunda kararsız genç arkadaşlara ve mesleğe henüz adım atmış meslektaşlarıma yön göstermek için bu yazıyı yazmak istedim. Read More


Daha önceki yazımda, Türkiye Ekonomisi ile ilgili niceliksel sorunlara değinmiştim. Bu yazımda ise ekonominin daha çok “mali olmayan” parametrelerini incelemek istiyorum.

Ekonominin yıllardan beri süren sorunları, aslında yine yıllardan beri süren bir statükonun ve pragmatizmin de doğal bir sonucudur. Hepimiz ilkokul ve ortaokul çağlarında beynimize kazınan “Almanya yenilince biz de yenilmiş sayıldık”, “Türkiye kendi kendine yetebilen bir ülkedir” vs. gibi kavramlarla ve çevremizin düşmanlarla dolu olduğuna dair algılarla yetiştirildik. Öğretmen, okul müdürü, ve büyüklerimiz her zaman haklıydı, “Allah devlete zeval vermesin”di, şeriatın kestiği parmak acımazdı. Bütün bu kalıplar dâhilinde hiçbirimiz, bu savlara konu olan erkin neden erk olduğunu sorgulama zahmetine bile katlanmadık, çünkü böyle yetiştirildik. Eh, biraz mürekkep yalayınca ve hayatla ilgili deneyimlerimiz artınca (ki deneyim kavramının da olumsuzluğa işaret ettiğini tahmin edersiniz, iyi deneyim diye bir şey var mıdır acaba?) ve hayatı sorgulamaya başlayınca aslında durumun bize anlatıldığı gibi olmadığını anladık. Bunun doğal bir sonucu olarak da Osmanlı’nın son dönemlerinde devleti kaçınılmaz sondan kurtarmak amacıyla “pan” la başlayan geçici siyasi akımlara sarılınması gibi, sabit ve üzerinde dikkatle düşünülmüş bir politikanın yokluğunda, düğün evinin tefçisi ölü evinin yasçısı misali konjonktürel dinamiklerin peşinden koştuk. Bir taraftan para kazanmayı, servet edinmeyi aşağılık bir işmiş gibi gören ulvi düşünceler, bir taraftan ulvi düşüncelerle taban tabana zıt pragmatik bir para kazanma hırsı… Kıymeti kendinden menkul her türlü girişimin ortak noktası, kimsenin çalışarak ve üreterek para kazanmanın ayıp olmadığını bize anlatmayışı…

Read More


Kore yarımadası üzerinde yapılan araştırmalar, bu bölgede 8.000 yıl önce neolitik çağın başladığını ve sonrasında bölgenin, birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını göstermektedir. Özellikle kıyılara ve nehirlere yakın yerlerde oldukça fazla sayıda medeniyet kurulmuştur. Milattan önce 2333 yılında kurulan Gojoseon hanedanının lideri Dangun, Kore’nin de kurucusu ve atası sayılmaktadır. Bu yıldan altıncı yüzyıla kadar Goguryeo, Baekje ve Silla isimli üç krallık etrafında şekillenen Kore’de altıncı yüzyıldan itibaren kabilelerin birleşerek Gaya adlı konfederatif yapıdaki birliği kurduklarını görürüz. Sonrasında ise Silla Krallığı’nın, Çin’deki Tang Hanededanlığı’ndan da yardım alarak diğer krallıklara üstün gelmesi sonucu bu krallığın üç yüz yıllık hâkimiyeti başlar. Gyeongju’daki Bulguksa Tapınağı da Silla Krallığı döneminde inşa edilmiştir. Yine bu dönemde, Mançurya taraflarında Balhae Krallığı’nın da kurulduğunu görürüz ki bu krallık yaklaşık dört yüzyıl sürecek olan Goryeo Hanedanlığı’nın da temelini oluşturur.

Read More


Bu yazıyı, yayın tarihi itibariyle mevcut bulunan ekonomik konjonktürden çok Türkiye ekonomisinin kronik sorunları ve bunlarla ilgili düşündüğüm çareler konusunda tarihe bir not düşmek açısından hazırladım. Her ne kadar son yıllarda ekonomik anlamda bir istikrara kavuşmuş gibi görünüyorsa da (veya bu şekilde pazarlanıyorsa da) Türkiye ekonomisinin yerleşmiş dinamiklerini anlamaksızın ve çözmeksizin ne faizin düşürülmesinden ne enflasyonla mücadeleden bahsedilebilir.

Read More


Bildiğiniz gibi bir süredir bir “yerli araba” tartışması sürüp gidiyor. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yerli araba hususundaki çıkışları özel sektörden pek rağbet görmüşe benzemiyor. Daha çok reklam amacıyla konuyla ilgilendiklerini söyleyen bazı işadamları dışında şu ana kadar elle tutulur bir gelişme yaşanmadı. Peki acaba Türkiye’nin her şeyiyle yerli bir araba üretmesi mantıklı mı?

Her zaman söylediğim gibi, söz konusu olan beşer olunca “doğru” veya “yanlış” diye bir şey yoktur, ancak avantaj/dezavantaj, yarar/zarar gibi karşılaştırmalar yapılabilir. Bu anlamda yerli araç üretimi; özelinde motor teknolojileri hususunda da konuya bakışım bu yönde olacaktır.

Read More


Islamic finance, which is mainly an asset-based structure of financing in compliance with Shari’a principles, has rarely been so frequently on the agenda of the world financial system thanks to the current financial crisis. Investors looking to move from a speculative and profit-based financial system to a much more risk sharing and control-driven system can look to Islamic finance as a safe haven. However, the integration of Shari’a principles (or at least a tentative to do so) into the financial system gives rises to problems that are multi-dimensional in terms of their political, economics and social aspects.

From a regulatory perspective, most of the time it results in trying to fit a square peg into a round hole and both regulators as well as institutions face a difficult job. Interim solutions using Islamic finance instruments may create a sort of walking dead full of band aids who will collapse if someone pokes too hard.

Read More


Suç kaynaklı gelirlerin global ekonomiye penetrasyonu için sürekli değişik ve yaratıcı yöntemlerin geliştirilmesiyle, kara para aklama suçu ve tespiti, gün geçtikçe daha önemli bir hale gelmektedir. Bu anlamda özellikle bilgiye hızlı ve kolay bir şekilde erişimin sağlanamadığı ülkelerde kurulan şirketler, kara para aklama suçu açısından paravan olarak kullanılabilmektedirler. Bu durumun farkında olan Financial Action Task Force (FATF), geçtiğimiz şubat ayında üye ülkelere yönelik önerilerinde güncellemeye gitti. Daha önceki versiyonda da yer alan tüzel kişilerde ve yasal oluşumlarda şeffaflık maddelerinin kapsamı genişletilerek, henüz böyle bir sisteme sahip olmayan veya sadece çok temel bilgileri sağlayan ticaret sicillerine sahip ülkeler için bir tüzel kişinin veya yasal oluşumun tüm ortak ve direktörlerine ilişkin bilgi sağlayacak ticaret sicillerinin kurulması zorunluluğu getirilmiştir.

Read More